Uygurlara zulümde bir başka perde: Çinlilerle zorla evlilik

Uygurlara zulümde bir başka perde: Çinlilerle zorla evlilik

(Asım Yılmaz, 1 Nisan 2020)

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”

Diye başlayan halk müziği, Anadolu’da dilden dile dolaşan ve bilenen türkülerden biridir. Türkü hem gelin giden kızların hasretini anlatır hem de zorla evlendirilen genç kızların elemini. Yakın zamana kadar Anadolu toprakları, zenginlik uğruna genç kızlara nasıl da kıyıldığını gösteren acı olaylara şahit olmuştu malesef. Bugün, başlık parası da dahil bu geri kalmış uygulamalara artık rastlanmazken, Türkiye’den kilometrelerce uzakta, Ata yurdu, Türkistan topraklarında Çin Komünist Partisi, Uygur kızlarını zorla Çinli erkeklerle evlendirmeye başladı.

Müslüman ve Türk olan Uygurlar, kendi benliklerini korumak ve gelecek nesillerini iyi yetiştirme adına son yıllara kadar Çinlilerle akraba ilişki kurmayı kabul etmedi. Böylece, Dünyanın dev güçlerinden Çin’e ve Komünist Parti yönetimine karşı direnişlerinde başarılı oldu. Ne kadar zulmederlerse zulmetsinler Uygurlar hem dinlerine hem dillerine hem de köklerine sahip çıktı. Yeni geliştirdiği ‘Bir kemer, bir yol’ projesi ile global ekonomiyi ve uluslararası politikayı domine etmeye çalışan Çin’in karşısındaki en büyük engellerden biri şüphesiz Doğu Türkistan halkı oldu. Hem bulunduğu coğrafi konumun stratejik özelliği hem de sahip olduğu yeraltı ve yerüstü kaynaklar ile Çin için bir lokmada yutulması gereken bir yerdi Doğu Türkistan. Komünist Parti yönetiminde de öncesinde de Uygur halkının direnişini kırmak için işgal ettiği toprakları kızıla boyamak için her türlü sistematik asimilasyon yöntemini uygulamaya soktu. Bunun için yaptığı en büyük hamle ise 2014 yılından beri inşa ettiği sözde eğitim kamplarına Uygurları sürmekti. Bugüne kadar 2 milyondan fazla insanın oralara gönderildiği ve oraya gidenlerden bir türlü haber alınamadığı bilinen bir gerçek. Bugün başka ülkelerde yaşayanlar da orada olanlar da eşlerinden, akrabalarından bir türlü haber alamadı.

Komünist yönetim bununla da yetinmedi, 1 milyon Çinliyi Uygurların evlerine ‘misafir’ adı altında yerleştirdi. Artık onları gece gündüz gözetleyecek hayatlarındaki her nefesi takip edecek bir sistem kuruyordu. Son sistem teknolojilerin neler yaptığı da bir kenara not edildiğinde Uygur halkının asimile edilmesi için her geçen gün yeni yöntemler devreye sokuldu. Bu yöntemlerden biri de Uygur neslini ortadan kaldırmak için genç kızların Çinli erkeklerle zorla evlendirilmesi. Anne ve babalarının göz nuru kızlara ne dini, ne dili ne de ırkı aynı olmayan insanlarla yuva kurdurulması, Müslüman Türk toplumunun kabul edebileceği bir şey değildi.

Bugün dünyanın başına bela olan virüsün ortaya çıktığı ve yayılmasına göz yumulan Çin’de Komünist Yönetim önce Uygurları para ile kandırmaya kalktı. Çinlilerle evlenenlere peşin para ödemeyi denedi. Hatta yetmedi devlet televizyonlarında, Çinlilerl evlenen Uygur kızlarının ne kadar mutlu olduğuna dair filmler, diziler yapıldı, gazetelerde ve dergilerde makaleler yayınlandı. Fakat dünyalık bu teklifler Uygurlar tarafından ellerinin tersi ile itilince bu kez zor kullanma yöntemine gidildi. Uygur halkı burada büyük bir baskıya maruz kaldı. Uygur Hareketi kurucusu ve Direktörü (Campaign for Uyghurs) Rushan Abbas’ın da dediği gibi “Bu evlilikler zor kullanarak gerçekleştirildi. Eğer kızlar hayır derse ya kendisi ya da ailesi kamplara gidecekti.”  Nazlierin Yahudi ırkını yok etmek üzere yaptığı kamplara benzer yöntemle kurulan sözde ‘eğitim kamplarının sayılarının Doğu Türkistan’da bin 200 olduğu düşünüldüğünde insanların çaresiz kaldığı ortadaydı. Evlendirilenlere, kendi kültürleri ve dinlerini yaşamalarına da izin verilmedi. Bu şekilde baskı sonucunda nikah yapılan Uygur kadını Gülmira’nın aktardığı gibi her hafta zorla dans partilerine götürülüyordu. İçki içmeye ve domuz eti yemeye zorlanması da bir başka acı boyutuydu.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in bu yaptıklarını ‘yüzyılın lekesi’ diye niteliyordu. Bir kızın kendi rızası olmadan sırf babası istedi diye biriyle evlenmesine izin vermeyen İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in ümmetini temsil eden Müslüman ülkelerin seslerinin cılızlığı tarihe not olarak geçti.

Ne diyordu, Türkiye’nin batıdaki sancak şehirlerinden Edirne yöresine ait türküde:

“Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçanda kuşlara malum olsun

Ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı

Ben köyümü özledim”

Uygur kızlarının ailelerine bir an önce kavuşturulması ve özlemlerine son verilmesinin vakti geldi.