İslam’ı Çin kültüründe yok etmek isteyen Komünist Parti camileri yıkıyor

(Asım YILMAZ)

Ramazan ayının ilk haftası nerede ise bitmek üzere. Çin’den çıkan ve 200 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan virüs nedeniyle İslam alemi, Ramazan ayını camilerden ayrı geçiriyor maalesef. Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türklerinin son yıllarda yaşadığı camilere hasretini bu dönemde anlama imkânı oldu diğer ülkelerdeki Müslümanlar için. Uygurların camilere gitmesine fırsat verilmezken onlarca tarihi camide son yıllarda yıkılıp yok ediliyor.

1992’de başlayan ve 3,5 yıl süren Bosna Savaşı’nın hafızalara kazınan görüntülerinden biri tarihi Mostar Köprüsü’nün bombalanarak yıkıldığı andı. On binlerce masumun hayatını kaybettiği katliam döneminde Bosna’da barışın yok edilişinin simgelerinden biriydi tarihi köprünün yıkılması. Bosna katliamının başlamasının üzerinden 28 yıl geçti, ancak acı hatıraları hala zihinlerde yer almaya devam ediyor. O yıllarda Ramazan ayında camilere akın eden Müslümanlar Bosna halkı için dualar ediyordu. Bugün de İslam dünyası yeni bir soykırıma şahit oluyor. Çin Komünist Partisi, Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türklerine Nazileri aratmayan soykırım taktiklerini uyguluyor. Tıpkı Bosna’da yaşananlar gibi tarihi camiler, türbeler ve köprülerde Çin mezaliminin kurbanı oldu. Yapılışı Mostar köprüsünden daha eskiye dayanan Hotan şehrinin Keryardi Eytgah Camisi, Komünist Parti tarafından yıkılıp yok edildi. Ancak, gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözü burada da yaşandı ve başta İslam Dünyası olmak üzere Batılı devletlerin ajandasında Uygur tarihinin yok edilmesi hak ettiği yeri alamadı.

Kültürel Soykırım

Temsil Edilmeyen Milletler ve Haklar Organizasyonu’nun (UNPO), dünyada tek süper güç haline gelmek için coronavirüsünü dahi avantaja dönüştürmeye çalışan Çin’in Bir Kemer Bir Yol projesi hakkında yayınladığı raporun dikkat çeken kısımlarından biri de Doğu Türkistan’da yaşanan kültürel soykırıma dair. ‘Bir Kemer Bir Yol Projesi’nin Pakistan ve Çin’de Temsil Edilmeyen Toplumlar Üzerindeki Etkisi’ başlıklı raporda, Pekin Yönetiminin Uygurlar üzerinde uyguladığı baskı ve zulümler detaylı şekilde anlatılıyor. Milyonlarca Uygur’un Nazilerin inşa ettiğine benzer kamplara sürülmesi, Doğu Türkistan’ın son sistem teknolojiler kullanılarak açık hava hapishanesine dönüştürülmesi, Uygur kızlarının zorla evlendirilmesi, 1,1 milyon Çinlinin Uygur evlerine sözde akraba olarak ziyaretle görevlendirilmesi ve 500 bin çocuğun yetimhanelere gönderilmesi ele alınan konuların başlıkları.

Raporun Kültürel Soykırım başlığı altında da Uygur Türklerinin kamplarda dinlerini, dillerini ve kültürlerini unutmaları ve tamamen Çin kültürünü benimsemeleri için baskı altında tutulduğu belirtiliyor. Sakal bırakmak, ‘Selamün Aleyküm’ demek, içki içmemek gibi İslam dinin gereği olan her adım Uygurları potansiyel suçlu yapıyor rapora göre. Uydu görüntülerinden yararlanılarak yayınlanan verilere göre de yüzlerce belki binlerce cami buldozerlerle yıkılarak yok edildiğine dikkat çekiyor UNPO. Çin’in İslama karşı savaşının Mao Döneminde kurulan Kızıl Muhafızlar ve onların sonradan gelen temsilcileri üzerinden yürütüldüğü anlatılıyor, raporda.

Kanada’da yaşayan araştırmacı Shawn Zhang’ın uydu görüntülerini inceleyerek yayınladığı çalışmasında, Hotan şehrinin Keriye ilçesindeki Keryardiki Eytgah Cami’nin de yıkıldığı tespit edilmişti. Yapımı 1237 yılına dayanan ve Bayram Mescidi olarak da bilinen cami bir dönem ulusal seviyede büyük ve tarihi kültürel site olarak belirlenmişti. 500 yıllık geçmişe sahip Kargilik Camisi’nin de Pekin tarafından gönderilen buldozerlerle yerle bir edildiği tespit edildi. Çin’in kültürel soykırımı camilerle de sınırlı kalmadı Doğu Türkistan’daki bazı mezarlıklar ve tarihi türbeler de yok edildi. Çin yönetimi, hiçbir uluslararası araştırmacının bölgeye gitmesine izin vermediği kaç caminin, türbenin ve mezarlığın yok edildiğini öğrenmek imkanı maalesef yok.

Bu yaşananları 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Almanya’daki 250 sinagog ve Yahudi mezarını yıkmasına benzeten The Globe Times, Kristallnacht olarak tanımlanan bu olayların soykırımın kilit aşamalarından biri olduğunu yazmıştı. Yayın kuruluşu benzer bir süreci Uygur Türkleri’nin de yaşadığını anlattığı yayınında, Çin hükümetinin camileri yıkmasının yanı sıra 1980’lerde cami yapmak için dernek kuran ve bağış toplayan kişilerin tutuklanarak kamplara gönderildiğini ve işkencelere tabi tutulduğunu anlatıyor, Hayırsever Abliz Haji’nin yaşadıklarını örnek vererek. Abliz Haji, 2015 yılında tutuklanmış günlerce işkenceye maruz kalmıştı, ondan cami yapımı için bağışta bulunanların isimleri istenmişti. Bütün işkencelere rağmen isimleri vermeyen Abliz Haji 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Pekin yönetiminin zulmünden Hui Müslümanları da nasibini almış Yunnan şehrindeki üç cami kapatılmış durumda.

Mao’nun İslam’la savaşını devralan Çin’in Devlet Başkanı Xi Jinping, son yıllarda Müslüman halk üzerindeki baskıları daha artırdı. Bir Kemer Bir Yol projesini dünya ekonomik atılım diye pazarlayan ancak arka planda muhalifleri virüs olayında olduğu gibi yok eden Xi Jinping 2015 yılında ortaya koyduğu ‘İslam’ın Çinlileştirilmesi’ projesinin uygulamasının önemli parçalarından birini oluşturuyor camilerin, türbelerin ve mezarlıkların yıkılması. Komünist Yönetimin, dev kapitalist projelerinden pay almak isteyen ve büyük miktarlarda kredi desteği alan Müslüman Ülkelerinin yöneticilerinin ise Doğu Türkistan’ın ikinci bir Endülüs olmasina göz yummaları tarihçiler tarafından kaleme alınacaktır. Camilerden uzakta geçirilen içinde bulunduğumuz bu mübarek ay, Müslüman Uygur Türkleri için dua etme ve onları hatırlamak için önemli bir fırsat oluşturuyor.