Doğu Türkistan’da kamplara sürülen Uygurların sayısı gittikçe artıyor

GREG BAKER—AFP/Getty Images(Asım YILMAZ)

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Michael R. Pompeo, tarafından duyurulan ‘Uluslarası Dini İnançlar Özgürlük Raporu-2019’ Doğu Türkistan’da Çin Komünist Partisi’nin Müslüman Uygur Türklerine yönelik soykırım suçlarının işlenmeye son sürat devam edildiğini ortaya koydu. Bu yıl ilk kez Doğu Türkistan’a ayrı bir başlık açılan raporda yer alan tespitlere göre 2019 yılında bir önceki yıla göre çok daha fazla Uygur Türkü toplama kamplarına sürgün edildi. Dışişleri Bakanı Pompeo, Pekin hükümetinin başta Doğu Türkistan olmak üzere, Tibet ve Hong Kong üzerindeki baskılarının artarak devam ettiğine işaret etti. Pompeo, “Biz dini inançları savunuyoruz Çin ise dini inançlara yönelik savaşına devam ediyor” dedi.

Amerikan Dışişlerinin yıllık olarak duyurduğu ve her ülkedeki durumun detaylı bir şekilde analiz edildiği Dini İnançlar Özgürlük Raporu, Bakan Pompeo’nun katıldığı toplantı ile duyuruldu. Raporda en fazla dikkat çeken ve bölümlerin başında Çin Halk Cumhuriyeti’nin dini inançlara yönelik baskısı oldu. Rapor, Doğu Türkistan’da Müslüman Uygur Türkleri, Kazaklar, Hui ve diğer Müslüman ve Hıristiyan azınlıklara yönelik baskı ve işkenceleri bir kez daha gözler önüne serdi. Buna göre, özellikle 2017 yılının Nisan ayından itibaren toplama kamplarına milyonlarca insanın sürüldüğünü bu rakamın 2019 yılında bir önceki yıla nazaran daha da arttığı ifade edildi. Kampların inşa edilmesi ile eş zamanlı olarak insanlar kaçırıldı, işkenceye fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldı, tacize uğradı veya köle gibi çalıştırılmaya zorlandı. Kamplarda kimileri de hayatını kaybetti.

Doğu Türkistan’da özellikle geçen yıl dini özgürlüklere yönelik ihlallerin şiddetinin artması nedeniyle ayrı bir bölüm açılan raporda, yüzlerce Uygur Türkü aydın, doktor, gazeteci, sanatçı, akademisyen ve önde gelen insanların gözaltına alındığına dikkat çekildi. Bu kişilerin önemli bir kısmının nerede olduğunun bilinmediğinin altının çizildiği rapora göre hükümet dini inançları yerine getirmeyi ‘aşırılık yanlısı’ olarak tanımlamaya devam etti. Bu sözde aşırılık yanlısı davranışlar arasında, sakal bırakma, başörtüsü takma ve alkolden kaçınma gibi İslam dininin temel pratikleri yer aldı.Ve bunları yerine getirdiği için ‘aşırılıkla mücadele’ kapsamında gözaltına alınmalar yaygınlaştı. Daha önce kamuoyuna yansıyan hatta insanların Komünist Parti yetkililerine ihbar etmeleri istenen, Ramazan ayında oruç tutma ve camilere genç yaşta gitme gibi adımların da Çin hükümetince suç görüldüğü bir kez daha belirtildi. Doğu Türkistan’daki Çinli yetkililer, ayrıca aralarında camilerde görev yapmış imamlar olmak üzere, ibadet amaçlı veya öğrenmek üzere Kur’an-ı Kerim okuyanlar, camilere yardımlarda bulunanları cezalandırdığı belirtilirken, Parti temsilcilerinin Müslümanların evlerinden dini sembolleri atmalarını istediği, hacca gitmek isteğinin bile tehlikeli görüldüğü vurgulandı.

Raporda dikkat çeken konulardan biri de Pekin Hükümeti’nin Doğu Türkistan’da inşa ettiği ileri teknolojiye dayalı gözetleme sistemlerinin insan haklarına aykırı şekilde kullanılması oldu. İnsanların günlük hayatının her anını kayıt altına alan sistemle, inançlı kimselerin takip edildiği, telefonları ve her yere konulan kamaralarla gözlemlendiği vurgulandı. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının ve basın yayın organlarının dikkat çektiği Uygurların evlerine kadrolu akrabaların gönderilmesi de Çin’in baskı yöntemlerinden biri olarak raporda yer aldı. Uydu görüntülerinden elde edilen veriler doğrultusunda Doğu Türkistan’da başta Urumçi ve Hoten olmak üzere birçok yerde tarihi camilerin, türbeler ve mezarlıkların yıkılması da üzerinde durulan hususlardan biri oldu. Dışişleri Bakanlığı’nın dile getirdiği bir başka baskı yöntemi de okullarda sadece Han Çinli kültürünün, Çin dili ve ideolojisinin çocuklara zorla öğretilmesiydi. Raporda, “Çin hükümeti, Uygur ve diğer Müslümanların yabancı ülkelerden zorla geriye gönderilmesini istedi. Bunun sonucunda geri gönderilen bazıları gözaltına alındı” denildi.

Doğu Türkistan’da Han Çinlilerine karşı Uygurların kültürlerinin, dinlerinin ve dillerinin yok edilmek istenmesine değinilen raporda, “Din, politika, ekonomi ve kültürel alanda Han çoğunluğu teşvik edildi. Sosyal medyada Müslüman karşıtı konuşmalara yayılmasına müsaade edildi” tespiti yer aldı.

Raporda, Amerikan Başkan Yardımcısı Mike Pence’nin dini inançlara yönelik baskı endişesinin dile getirilirken, Pence’nin “Çin Komünist Partisi, Hıristiyan din adamlarını tutukladı, İncil’in satışını yasakladı, klişeleri yıktı ve 1 milyondan fazla Müslüman Uygur’u hapsetti” ifadesi aktarıldı. Çinli 28 şirketin Doğu Türkistan’da insan haklarına ve dini inanç özgürlüklerine aykırı faaliyetlerde yer aldığı için kara listeye alındığının da hatırladığı raporda, Dışişleri Bakanı’nın “Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da Uygurlar, etnik Kazaklar, Kırgızlar ve Müslüman azınlık gruplarının diğer üyelerine karşı son derece baskıcı bir kampanya başlattı. Yaygın ileri seviye teknolojiye dayalı gözetim sistemleri, kültürel ve dini kimliklerin ifadelerine yönelik acımasız kontroller yapıldı ve insanlar yurt dışından Çin’e zorla dönme kaderi ile başbaşa bırakıldı” şeklindeki açıklaması da kaydedildi. Raporda ayrıca Dışişleri Bakanı’nın bir an önce kamplara sürdüğü insanları serbest bırakması ve kendi vatandaşlarına karşı terörist muamelesi yapma politikasından vazgeçme çağrısı bir kez daha yenilendi.