Çin’in önüne kırmızı halı serdikçe Avrupa’yı ayakta tutan değerler yozlaşacak!

(Asım YILMAZ)

“Bazı Avrupa ülkeleri, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ayaklarına kırmızı halı sermeye devam ettikçe Pekin, ekonomik gücünü politik avantaja dönüştürme imkanına ve ticari karlar uğruna Avrupa’nın değerlerinin yozlaşmasına yol açacaktır” diye başlıyor Temsil Edilmeyen Milletler ve Haklar Organizasyonu (UNPO) tarafından hazırlanan rapor. Komünist Çin Partisi yönetiminin Asya’dan Avrupa’ya uzanan Bir Kemer Bir Yol projesini inşa ederken, başta Müslüman Uygur Türklerinin olmak üzere diğer toplulukların insan haklarını nasıl çiğnediği bu raporla bir kez daha gözler önüne seriliyor.

UNPO’nun raporunda yer alan bilgilere göre Bir Kemer Bir Yol, (Belt and Road Initiative – BRI) tamamlandığında neredeyse dünyanın yarısını kapsayacak bir sisteme dönüşecek. Bütün ülkelerin ürettiği gayri safi milli hasılasının dörtte birini oluşturan 71 ülke Komünist Parti tarafından yönetilen Çin’in vahşi kapitalizmine eklemlenecek. 1949 yılında işgal ettiği Doğu Türkistan toprakları, kızıl devin batıya açılan kapısı olduğu için Müslüman Uygurların tamamen boyunduruğu altına girmesi Pekin Yönetimi için çok önemli. BRI’nin en önemli ayaklarından biri Doğu Türkistan’ın başkentinde yapımına başlanan Urumçi Kara Limanı projesi. 2015 yılında başlayan inşaat ile Urumçi, 19 Avrupa ülkesindeki 26 şehri, 21 demiryolu ile birbirine bağlıyor. İşte bu nedenle Çin Başkanı Jinping, Doğu Türkistan bölgesini kendi toprakları gibi görüp orada yaşayan Uygur Türklerini Çinlileştirmek için akla hayale gelmedik adımlar atıyor.

Uygur halkını asimile ederken, dünyanın göstereceği tepkiyi azaltmak için Çin yönetimi, sadece mensubu oldukları İslam dininin gereklerini yerine getiren Uygurları potansiyel ‘radikal ve terörist’ ilan etti önce. BRI ilan edildikten bir yıl sonra yani 2014’ten itibaren tutuklanan ve polis tarafından öldürülen Uygurların kayıtlara geçmediğine işaret edilen raporda, sadece bazı ölümlerin ‘terörle bağlantılı’ şeklinde tanımlandığına dikkat çekiliyor. UNPO’nun dikkat çektiği en önemli baskı unsurlarından biri de Pekin yönetiminin geliştirdiği son sistem gözetleme teknolojisi. Skynet adı verilen sistem ile, Uygur halkı sanal bir hapishanede yaşıyor. Her yere yerleştirilmiş kameralar yüz tanıma ve davranış analizi yapma özelliğine sahip. Böylece sokakta koşan biri tehlikeli diye gözaltına alınabiliyor. Telefonlara yüklenen uygulama ile hayatlarının her anı takip altında olan Uygurlar, polis sorduğunda telefonlarındaki bu uygulama ile bütün verileri alınıp merkezi data birimine gönderiliyor. Sadece görüntüleri kaydetmekle yetinmeyen Çin yönetimi, Uygur Türklerinden topladığı kan örnekleri ve retina kayıtları ile dünyanın en büyük biyolojik data merkezlerinden birini inşa ediyor. Böylece Uygurları her noktadan kendisine esir edecek bir formülasyon geliştiriyor Komünist Parti.

130 bin kişilik eğitim merkezi!
Raporun en önemli kısımlarından biri de bugüne kadar sayıları 1200’ü geçen toplama kampları. Çin’in dünyaya eğitim merkezleri diye tanıttığı ve Nazilerin toplama kamplarını hatırlatan merkezlerde Uygurlara din, dil ve kültürlerini yok etmek için baskı uygulanıyor. Kampların eğitim ile ilgisinin olmadığını gösteren dikkat çeken bir bilgi ise şu; Urumçi’ye yakın Dabancheg Kampı tek başına 130 bin kişilik kapasiteye sahip. Tek bir kampta bu kadar kişinin bile bulundurulması Nazi SS subaylarının bile akıllarına gelmemişti muhtemelen. Ki New York Times tarafından yayınlanan gizli belgelerde kampların tek amacının Uygurların dil, din ve kültürlerine olan sağlam inançlarının yok edilmesi net bir şekilde görülüyordu. Ne diyordu o belgelerde komünist parti temsilcileri ‘merhamet yok’

Uygurları oranı yüzde 45’e düşürüldü
Doğu Türkistan davasının öncülerinden merhum İsa Yusuf Alptekin hatırlarını yazarken Pekin yönetiminin Han Çinlilerini bölgeye göç ettirerek Uygur halkının azınlık durumuna düşmesi ve sonrasında da tamamen asimile edilmesi endişesini dile getirmişti. Alptekin’in bu haklı endişesinin gerçekleştiği de maalesef UNPO’nun raporunda görülüyor. 1953 yılında Uygur halkının Doğu Türkistan’daki çoğunluğu yüzde 75 iken bugün bu oran yüzde 45’e düşmüş durumda. Han Çinlileri, yıllardan beri bölgeye taşınıyor merkezi yönetim tarafından. Kimi iş, kimi de Uygur kızlarını eş olarak alma vaadi ile. Belli aralıklarla gelip Uygurların evinde kalan Han Çinlileri ile Doğu Türkistan aile yapısı ve bölgedeki demografik yapı kökten değiştiriliyor. Raporda yurt dışında yaşayan Uygur aktivistlerin Çin’in uzun kolları tarafından takip ve tehdit edilmesine de değinilirken, Doğu Türkistan’da kültürel bir soykırım yaşandığı belirtiliyor.

Çinliler Terminatör filminden ilham almış!
Diğer taraftan şunu ifade etmek gerekir ki Çin’in Doğu Türkistan topraklarında uygulamaya soktuğu son sistem teknolojik gözetleme sistemi ile gerçekleşen insan hakları ihlalleri bir yandan İngiliz Yazar George Orwell’in 1984 kitabında anlatılanları hayata geçirirken diğer yandan Amerikalı Yönetmen Alan Taylor tarafından çekilen Terminator-Genisys filminde anlatılanlarla örtüşüyor. Filmin senaryosuna göre ‘Skynet’ isimli yapay zekâ gelecekten gelip dünyayı ele geçirmek istiyor. Çin’in kurduğu sistemin adı da ‘Skynet’ ilginç bir şekilde. Terminatör serisi kapsamında 2015 yılında çekilen bu film için Çin yönetiminin yaptıkları ilham mı alındı bilmek zor. Ancak, bugün batılı ülkeler ekonomik çıkarlarını artırmak için Komünist Parti’nin kapitalist yaklaşımına sıcak bakıp, onun insan haklarını vahşice çiğnediğini görmezden gelmeye devam ederse, yakın gelecekte insanlık ruhunu kaybetmiş, makineleşmiş Çin tarafından dünyanın işgal edildiğini görecekler. O gün geldiğinde biz nerede hata yaptık dememek için bir an önce harekete geçilmesi ve Çin’in işgalci yöntemlerinin durdurulması şart. UNPO’nun raporu bu kapsamda Avrupa ülkelerine çağrıda bulunuyor.