Çin, Uygur ve diğer Milletleri hedef alan biyolojik silah peşinde olabilir

 (Asim Yilmaz)

Dünyanın Çin’den çıkan virüsle mücadele gündemine boğulduğu bugünlerde, Pekin Yönetimi’nin Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türkleri, Tibetliler ve diğer azınlıklara yönelik biyolojik silah geliştirdiğin dair istihbarat Washington yönetiminin gündeminde. Çin’in virüs konusunda dünyayı aldatması bu konudaki endişeleri de artırıyor.

Washington Times gazetesinin yazarlarından Bill Gertz, Komünist Çin Partisi’nin biyolojik silah çalışmalarını ve bu konuda Washington’da artan endişeleri köşesine taşıdı. Gertz, Amerikan Devlet Başkanı Donald Trump’ın ekibindeki üst düzey yetkiliye dayandırdığı bilgiye göre Çin hükümetinin Müslüman Uygur Türkleri başta olmak üzere, Tibetliler ve diğer azınlıklara patojenlerle saldırabilen biyolojik silahları geliştirme amaçlı gizli bir program geliştiriyor. İsmini vermek istemeyen yetkili şu ifadeyi kullandı: “Etnik azınlıklar üzerinde potansiyel biyolojik deneylere bakıyoruz”

Bill Gertz, Amerika’da yayınlanan War Room: Pandemic adlı programda da konuya değinerek, “Trump yönetiminde görev yapan ve istihbarat raporlarına ulaşabilen üst düzey kişiler tarafından bana söylendiğine göre çok büyük önemde bir istihbarat var. Bu istihbarata göre Çin hükümeti, Uygurlar, Tibetliler ve Batı Çin’de yaşayan diğer azınlıklara yönelik biyolojik silah üzerinde çalışıyor” açıklamasını yaptı. Bu korkunç istihbaratı Çin yönetiminin her zaman ki yöntemle inkâr edeceğine ve üzerine örteceğine dikkat çeken Gertz, özellikle son iki yılda Trump yönetiminde Çin’in biyolojik silah geliştirme çalışmalarından duyulan endişenin arttığını kaydetti.

Washington Times’daki yazısında Gertz, biyolojik silahların geliştirilmesini ve üretimini yasaklayan anlaşma olan Biyolojik ve Toksin Silahlar Konvansiyonu’na (BWC) atıfta bulunan yetkilinin “Çin’in BWC uyumunun yanı sıra uluslararası yükümlükleri ile ilgili endişelerimiz devam ediyor” ifadesine de yer verdi. Gertz, yetkilinin Çin hakkındaki endişelerin Covid-19 virüsü ile daha arttığını dile getirerek “Bu olayda ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri, Çin’in doğru işler yapma konusunda hiçbir güven telkin etmediği” sözlerine dikkat çekti. Bu konuda Çin hükümetinin ve Birleşmiş Milletlerin görüşlerine almak için başvurulduğunu ancak geri dönülmediği de Gertz tarafından kaydedildi. Gertz’e bilgi veren üst düzey yetkililer, 2011’de Çin’in biyolojik güvenlik konusunda BM’deki çalışmalara destek verdiğini ve bunun ilgili dokümanlarda yer aldığını ancak kendisine dair endişelerin de gündeme geldiğini kaydetti. Buna göre, son yıllarda hızlanan teknolojik gelişmeler ile birlikte Pekin Yönetimi sadece belli bir gruba yani Uygurlar gibi spesifik bir topluma yapılacak saldırı için özel kimyasal geliştirme kapasitesine ulaşmış durumda. Komünist Çin Partisi, 2011’deki çalışmada kendi kapasitesinden hiç bahsetmezken Amerikan İstihbarat Yetkilileri ve bu konudaki uzmanlar Pekin’in faaliyetlerine durmaksızın devam ettiğini kaydetti.

Bill Gertz’in yazısında görüşlerine yer verilen, Uygulama Şikâyet ve Onaylama biriminde göre yapmış üst düzey yetkili Paula DeSutter yukarıda bahsedilen belge ile ilgili olarak, “Her biri belirli bir nüfusa karşı bazı durumlarda biyolojik silah kullanma niyetinin açık bir göstergesi olduğu için bu faaliyetleri takip etmeyi kabul etmek şaşırtıcı değildir” açıklamasını yaptı. Yazıda yer alan dikkat çekici bir diğer bilgi ise Çinli yetkililerin bu konudaki çalışmaları oldu. Örnek olarak da Çinli emekli general Zhang Shibo’nun 2017 yılında yayınlanan ‘New Highland of War’ adlı kitabında da biyoteknolojideki gelişmelerin ‘belirli etnik genetik saldırılar’ da dahil olmak üzere biyolojik silahlara da değiniyordu. Aynı yıl Çin askerleri tarafından idare edilen Ulusal Savunma Üniversitesi’nin Yıllık Askeri Strateji Raporu’nda da ilk kez biyolojik silah bir donanım olarak yer aldı. Raporda mikro biyolojik çatışmaya ‘belli etnik genlere saldırının’ da dahil olabileceği ifade edildi.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın yıllık silahların kontrol altında tutulmasına dair 2020 raporunda Çin’in biyolojik silahlara sahip olmasından kaynaklı endişeler de yer aldı. Buna göre, “Bu raporu kapsayan dönemde, Çin Halk Cumhuriyeti biyolojik aktivitelerinin iki yönlü potansiyeli bulunmaktadır. Bunlardan biri de BWC’nin 1’nci kısmına aykırı durumları içeren endişeler artmaktadır” denildi. Biyolojik Silahları Önleme Konvansiyonu (BWC) ilk kısmı herhangi bir biyolojik silahların ve bunlara ilişkin ekipmanların geliştirilmesine izin vermiyordu. Bakanlığın bu raporunda Çin’in biyolojik silahları geliştirebilecek bazı elementleri bulundurması BWC’nin ihlal edilmesi olarak değerlendirildi. Rapor’da Çin’in kendi ülkesine dair bildirimlerde biyolojik silahların durumuna dair belgelerin de yer almadığına dikkat çekildi. Bu raporlar ışığında Trump’ın üst düzey güvenlik yetkilileri Çin’in spesifik olarak belli grupları hedef alan biyolojik silah geliştirmesinden duydukları endişeleri bir kez daha dile getirdi.

Gertz, yazısında Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Uygur Türkleri olmak üzere bir çok gruba yönelik Çin Komünist Partisi tarafından yapılan baskılara da değindi ve bugün milyonlarca Uygur’un tutuklama kamplarına gönderildiğini hatırlattı.